Otomotiv üretim hattında montaj yapan sarı robotik kollar ve çelik binek araç şasileri. SKDM downstream tüzük teklifi kapsamına giren otomotiv yan sanayisi ve imalat sektörü üretimi.

SKDM'de Kapsam Genişlemesi ve Türkiye'deki İhracatçılara Etkisi

SKDM'de Kapsam Genişlemesi ve Türkiye'deki İhracatçılara Etkisi

Aralık 2025'te Avrupa Komisyonu, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (SKDM) downstream (aşağı akım) ürünlere genişleten ve dolaşma karşıtı (anti-circumvention) tedbirler getiren tüzük teklifini yayımladı (2025/0419(COD)).

5 Haz 2026

Yazan: Inci Hazal Kılıç

Aralık 2025'te Avrupa Komisyonu, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (SKDM) downstream (aşağı akım) ürünlere genişleten ve dolaşma karşıtı (anti-circumvention) tedbirler getiren tüzük teklifini yayımladı (2025/0419(COD)). Teklif, yaklaşık 180 çelik ve alüminyum yoğun downstream ürünü 1 Ocak 2028 itibarıyla kapsama almayı öngörüyor. Dosya şu an olağan yasama prosedürü içinde ilerliyor: Kıbrıs Başkanlığı'nın hazırladığı uzlaşı metni Konsey'in SKDM Ad Hoc Çalışma Grubu'nda müzakere edildi ve AB Konseyi'nin (ECOFIN) 12 Haziran 2026 tarihli toplantısında bu metin üzerinde "genel mutabakat" (general approach) alınması gündemde. Bu adım atıldığında dosya, Parlamento kendi pozisyonunu da belirledikten sonra trilog masasına taşınacak. 1 Ocak 2028 hedef tarihi teklifte yer alıyor, ancak bazı AB sanayi grupları dolaşma riski nedeniyle bu tarihin daha erkene çekilmesini savunuyor, yani tarih siyaseten henüz oturmuş değil.

Bana sorarsanız bu dosyanın asıl önemi, teknik bir takvim adımının ötesinde. SKDM'nin tanımı Türk ihracatçısı için değişiyor.

Şimdiye kadar Türkiye'deki SKDM konuşmalarının büyük kısmı yukarı akım (upstream) odaklıydı: çelik fabrikaları, çimento tesisleri, alüminyum üreticileri, gübre, hidrojen. Komisyon teklifindeki kapsam bu çerçeveyi kırıyor. Listedeki ürünlerin büyük çoğunluğu (yaklaşık %94'ü) yüksek çelik/alüminyum içerikli ara ve sanayi malları, ancak kapsamda çamaşır makineleri, buzdolapları ve dondurucular gibi nihai tüketici ürünleri, beyaz eşya bileşenleri, otomotiv parçaları (motor, şanzıman, şasi gibi) ve yük taşıma araçları da yer alıyor. Önemli bir ayrıntı olarak bitmiş binek otomobiller bu ilk listede yer almıyor, ama otomotiv yan sanayisinin ürettiği parçalar doğrudan kapsamda. Yani şimdiye kadar "bir kademe uzağındayız, SKDM bizim tedarikçimizin sorunu" diye düşünen Türk imalatçısı, doğrudan birinci sıra muhatap haline geliyor.

Türk otomotiv yan sanayisi, beyaz eşya üreticileri, bağlantı elemanları ve hassas metal işleme ihracatçıları için soru artık "tedarik ettiğim çelik fabrikasının SKDM hesabını nasıl yapacağı" değil. Soru şu, kendi ürün karbon ayak izimi, kendi sınırlarımdan dışarı çıkardığım üründe gömülü emisyonlar bazında, SKDM doğrulayıcısının kabul edeceği bir formatta nasıl hazırlarım.

İki gerçekçi ön gözlemimi paylaşmak istiyorum. Birincisi, Türkiye'de ürün düzeyinde gömülü emisyon hesaplamasını rutin olarak yapan, ISO 14067 ve PCR temelli LCA disiplinine sahip downstream üretici sayısı, downstream kapsama girecek tesis sayısının çok altında. Mevcut kurumsal karbon ayak izi raporlaması ürün düzeyine doğru çevrildiğinde, faaliyet kodu bazlı tedarik zinciri verisinin nereye oturacağı somut bir veri mimarisi sorunu. Scoop platformunda bu tam olarak çözmeye çalıştığımız problem, sektör bütününde ise henüz başlangıç aşamasındayız.

İkincisi ve daha kritik olan ise doğrulayıcı kapasitesi. SKDM kapsamında gömülü emisyonlar, 765/2008 sayılı Tüzük çerçevesinde bir AB/AEA üyesi ulusal akreditasyon kurumu tarafından akredite edilmiş bağımsız doğrulayıcılarca doğrulanıyor, doğrulama faaliyetleri ise 2027'de, 2026 takvim yılına ait tam yıl verisi üzerinden başlıyor. Asıl uygulama döneminin ilk yıllarında akredite doğrulayıcı sayısının yetersiz kalması, Komisyon'un kendi default-değer mevzuatında dahi gerekçe gösterdiği bir endişe. Mevcut çerçevede akreditasyon kurumları arasındaki karşılıklı tanıma, Avrupa Akreditasyon (EA) eş değerlendirmesi üzerinden AB/AEA ulusal akreditasyon kurumları arasında işliyor, doğrulayıcının AB'de yerleşik olması şart değil, ancak bir AB/AEA akreditasyonu taşıması gerekiyor. Bu nedenle Türkiye'de yerleşik bir doğrulayıcının SKDM doğrulaması yapabilmesi için bugünkü tabloda TÜRKAK akreditasyonu tek başına yeterli değil. Kapasite, AB/AEA akreditasyonlu kuruluşlara ve bunların yerel ofislerine bağlı kalıyor. Şu anki yapı sürerse, 1 Ocak 2028'de downstream kapsama girecek binlerce ek Türk tesisinin doğrulama talebini zamanında karşılayacak altyapı bulunmuyor.

Default Değer Maliyeti Meselesi

SKDM'in asıl uygulama döneminin ilk yılı olan 2026'da, geçiş/raporlama dönemi 31 Aralık 2025'te sona erdi, default emisyon değerleri %10 markup ile uygulanıyor. IR 2025/2621 ile belirlenen bu oran 2027'de %20'ye, 2028'den itibaren %30'a çıkıyor. (Gübre sektöründe markup, bu kademeli artış yerine sabit %1 olarak işliyor.) Yani gerçek doğrulanmış emisyon verisi sunamayan ihracatçı, 2028'den itibaren default değerin %30 üzerinden SKDM yükümlülüğü taşıyor. Downstream sektörler için bu, gerçek emisyon verisi sunma kapasitesi inşa etmek için kalan yaklaşık 18-19 ay anlamına geliyor, doğrulayıcı kapasitesinin halihazırda kısıtlı olduğu bir piyasada.

Çelik ihracatçıları için danışmanlık verirken bu sayıyı hep şu şekilde düşünüyorum, default değerle ödenen prim, fiyat değil, hazırlıksızlık vergisi. Downstream üretici için bu vergi şimdi masaya geliyor ve hazırlık süresi yarıya iniyor.

Ulusal ETS İle Etkileşim

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin (TR-ETS) 2026-2027 pilot dönemi, yıllık 50.000 tCO2e üzeri tesisleri kapsıyor: elektrik üretimi, çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, seramik, kimya ve rafineri sektörleri. Pilot dönemde tahsisat %100 ücretsiz. Downstream üreticilerin büyük kısmı zaten TR-ETS pilot kapsamı dışında kalıyor.

Burada benin gördüğüm kritik nokta, pilot dönemde tahsisat tamamen ücretsiz olduğu için tesis düzeyinde etkin bir karbon fiyatı oluşmuyor. Bu da AB SKDM'in 9. maddesi (üçüncü ülkede etkin biçimde ödenen karbon fiyatının düşülmesi) hükmünün downstream ürünler için pratik bir hafifletme sağlama ihtimalini şu an için sıfıra yakın gösteriyor. Yukarı akımdaki çelik üreticisi ileride TR-ETS kapsamında karbon ödüyor olsa bile, o çeliği işleyip otomotiv parçası olarak AB'ye ihraç eden tesis, kendi ürettiği gömülü emisyon için ayrı bir doğrulama ve yükümlülükle karşılaşacak. Ürün düzeyinde mükerrer sayımı (double counting) nasıl önleyeceğimiz de teknik bir sorun, SKDM çerçevesinde bunun için henüz net bir mekanizma yok.

Pratikte Ne Yapılmalı?

SKDM kapsamına girme ihtimali olan downstream Türk imalatçıları için bu hafta başlanması gereken işler:

  1. Ürün portföyünü teklif metnindeki kapsama göre haritalandırın. Çelik ve alüminyum yoğun olduğunu düşündüğünüz bitmiş ürün, bileşen ve ara mamuller için CN kodlarını çıkarın. Trilog sürecinde liste hala değişebilir, ama Komisyon teklifindeki çerçeve şu an netleşmiş durumda.

  2. Mevcut kurumsal karbon envanterinden ürün düzeyine geçişi planlayın. Kurumsal karbon ayak izinden ürün karbon ayak izine bağlantıyı kurmamış tesisler, 2027 sonuna kadar bunu kapatmak durumunda kalacak. Tek-ürün-tek-PCR yaklaşımı, downstream portföy için sürdürülebilir olmayacaktır.

  3. Doğrulayıcı sözleşmesini erkenden ayarlayın. Akredite SKDM doğrulayıcıları, doğrulama faaliyetlerinin başladığı 2027'de talep yoğunluğuyla karşılaşacak. Kapasite rezervasyonunu erken yapmayan üreticiler default değer maliyetine geri döner.

  4. TR-ETS pilot verilerini AB doğrulayıcısının kabul edeceği formata köprüleyin. Pilotta toplanan MRV verisinin, gerektiğinde 9. madde değerlendirmesinin önünü açacak şekilde, AB tarafında kabul edilebilir bir kanıt zinciriyle eşleştirilmesi gerekiyor.

  5. Sözleşmelerinizde SKDM maliyet aktarımı maddelerini yeniden gözden geçirin. AB alıcısıyla 2027 ve sonrası teslimatlarda SKDM yükümlülüğünün hangi tarafta olduğunu ve gömülü emisyon verisinin nasıl paylaşılacağını netleştirmemiş şirketler 2028 başında zor durumda kalacak.

Sonuç

Komisyon'un downstream teklifinin ve 12 Haziran'da Konsey gündemindeki adımın yaratacağı asıl değişiklik politik değil, operasyonel. SKDM, altı yukarı akım sektörünün özel sorunu olmaktan çıkıp, Türkiye'nin AB'ye ihraç ettiği değer zincirinin giderek büyüyen bir kısmının operasyonel disiplinine dönüşüyor. Türk ihracatının yaklaşık %42'si AB'ye gidiyor (2025'te %41,5) ve bu payın downstream genişlemeyle birlikte SKDM'ye değen kısmı belirgin biçimde artarken, bu konuyu hala "çelik fabrikasının regülasyonu" çerçevesinde tartışıyor olmak, sahada gördüğüm hazırlıksızlığın ana sebebi.

Önümüzdeki yaklaşık 18-19 ay, doğrulanmış emisyon verisi sunabilen Türk üreticiyle, default değer üzerinden cezalı çalışan üretici arasındaki uçurumun yapısallaşacağı süre. Bu uçurumun hangi tarafında durmak istediğinizi şimdi belirlemeniz gerekiyor.

low-angle photography of green leaf trees at daytime
Etkinizi artırmak için yanınızdayız

İklim hedeflerinizi eyleme dönüştürmenize yardımcı oluyoruz — veriye dayalı stratejiler, ölçülebilir sonuçlar ve kalıcı etkiyle sizi geleceğe taşıyoruz.

low-angle photography of green leaf trees at daytime
Etkinizi artırmak için yanınızdayız

İklim hedeflerinizi eyleme dönüştürmenize yardımcı oluyoruz — veriye dayalı stratejiler, ölçülebilir sonuçlar ve kalıcı etkiyle sizi geleceğe taşıyoruz.

low-angle photography of green leaf trees at daytime
Etkinizi artırmak için yanınızdayız

İklim hedeflerinizi eyleme dönüştürmenize yardımcı oluyoruz — veriye dayalı stratejiler, ölçülebilir sonuçlar ve kalıcı etkiyle sizi geleceğe taşıyoruz.

Life Climate, işletmelere sürdürülebilir ve

sorumlu bir gelecek için uzman çözümler

sunan lider bir iklim ve sürdürülebilirlik

danışmanlığı firmasıdır.

İletişim Bilgileri

Telefon: (0312) 481 21 42,

Faks: (0312) 480 88 10

E-posta: info@life-climate.com

Bültenimize Kaydolun

© 2025 Life - All Rights Reserved

Life Climate, işletmelere sürdürülebilir ve

sorumlu bir gelecek için uzman çözümler

sunan lider bir iklim ve sürdürülebilirlik

danışmanlığı firmasıdır.

İletişim Bilgileri

Telefon: (0312) 481 21 42,

Faks: (0312) 480 88 10

E-posta: info@life-climate.com

Bültenimize Kaydolun

© 2025 Life - All Rights Reserved

Life Climate, işletmelere sürdürülebilir ve

sorumlu bir gelecek için uzman çözümler

sunan lider bir iklim ve sürdürülebilirlik

danışmanlığı firmasıdır.

İletişim Bilgileri

Telefon: (0312) 481 21 42,

Faks: (0312) 480 88 10

E-posta: info@life-climate.com

Bültenimize Kaydolun

© 2025 Life - All Rights Reserved

İletişime Geçin

İletişime Geçin